HAKKINDA

Vaktiyle doğduğu an itibari ile güneş enerjisi ile çalışan, kağıtla münasebeti ilk 3 yaşında gazete gipürlerinin tadına bakmak niyeti ile hafifçe çiğneyerek nükseden…

Sesi sürekli çığırtkan, ince… Kolu komşu tarafından bebekliğinde ve çocukluğunda “Şu edepsiz çocuk mu diye işaret edilen”…

9 yaşında lacivert kaptı, düz şeritli deftere onu bunu çöp adamlar çize çize anlatıp, yanlarına kendi dünyasında içselleştirdiği monologları ekleyen…

Ne zaman “ben” dese, içinde büyük bir siyah hava, kalbinde ince bir sızı hisseden..

Gençliği tahminince -illa birine benzetmeye çalıştığından- annesi gibi hüzünlü bakan…

Öyle meraklı ki, çocukluğunun bir dönemini Newton’un yer çekim kanunu idrak edecek diye betona sertçe kafasını vurmakla hücrelerini heba eden…

Öyle sevgi dolu ki, herkesi annesinin kanatları içine gömülmüş kızını steril ortamda safça büyüttüğü, hakikatin yer bulduğu dünyaya sürekli toslamaktan biçare kalan kul olmaya hızla, istikrarla devam etmesini iyi bilen…

Don Kişot kadar çaresiz, bir o kadar davasına düşkün mahmur adamlardan olduğunu zannedenler arasında geçen dünyada ataerkil topluma halen gizlice isyan eden…

12 Yaşında ablasının kütüphanesinde “Ahmet Günbay Yıldız” adındaki bir yazarın kitabını merak edip okuyan ve süreci 1 yıl içerisinde Kerime Nadir kitapları ile bitirip, hızlıca büyümüş olan… (halen sancısı gün be gün)

16-17 yaşında vakti ile canının kıymetini bilmeden geçirdiği sürelerde can-ı kadar çok sevdiği bir edebiyat gönüllüsü tarafından Peyami Safa kitabı eline tutuşturulmuş, oradaki bir kelime ile dünyasında aydınlanmayı geçiren… *

O kadar istemesine, o kadar imkan olmasına rağmen… Çocukluğunda ve hatta 20 yaşına kadar hiç bisikleti olmayan… (Bunun yüzünden hep arkadaşları mahallenin sümüklü oğlan çocukları olan) Sonra olduğunda üniversite yıllarını Mihriban (bisikleti) ile geçiren, hiç ayrılmayan..

Sonra sayısız mektup yazan, kendini erken ergen yazarlardan sanıp, gizli gizli mutlu olan…

Çok şükür ki dönem dönem iyi insanlarla karşılaşmış, sevilmiş güzel dostluklar kuran…

Annesinin isyankar, huzursuz evladı olmaktan 26 yaşında vazgeçen, oğlan çocuğu gibi büyüdüğünü ağır imtihanlarla keşfeden…

22 yaşında dünyası beşeri bir mutluluk için, kendi içine, ruhunun vücut bulduğu hücrelerini kalbi ile ziyan eden..

He! Şimdi oldu derken epey boşalan yolların ortasında kaldığı görülen, kulağına ne vakit bir keman sesi gelse anlamsızca gözleri dolan…

Hiçbir zaman okul hayatında istikrarlı olamamış, iş hayatında da bu olacak diye korkuyu çağıran…

Tanpınar seven, Virginia Woolf’u her çakıl taşı görünce derin bir sızı ile anan, Sabahattin Ali‘yi kitap kapaklarında görünce, yanında oturtturan… Gece uyku tutmayınca elbette Oğuz Ataya ve Özdemir Asaf’a tutunan… Bir gün Orhan Pamuk edasında burjuva edebiyat sohbetleri yapacak arkadaşlarının olacağını bilen, Selim İleri’ye gizli hayranlığını ona uzunca bir mektup yollayarak sonlandıran. Şimdilerde mektup arkadaşı olan…

Hz. Meryem’i çok seven… Züleyha’yı divan dilinde vaktiyle en iyi anladığını düşünen… Hayyam’ı mey sevdalısı sanan Kemalist gençliği şalgamla bostana ekmeyi isteyen…

Mad Man dizisindeki Jon Hamm‘den bir tane daha olmadığını bildiği için karizma erkek anlayışını o vakit sonlandıran…

Döneminin şarkılarını 90’lı yılların sonunda bırakan, hiç ama hiç yeni popülasyonu bilmeyen…

Ciddi anlamda bütün parasını gezmeye, yeni yerler görmeye ve orijinal kitaplar, DVD‘ler alacağım diye oyun evinin birikimi için harcayan…

Doğru dürüst evinde kitaplarını koyacak kütüphanesi olmayan (yer bulamıyoruz halen) kolilerde diye akşam yatmadan onlara da üzülüp dua eden…

45-60 yaş aralığında çok ama çok iyi arkadaşları, dostları olan… Hatta onlarla mutlu olduğu kadar bazen kendinden utanan…

Geçmişi, muhayyer olan her şeye sevdalı…

Halen günün belirli saatlerinde sevinen, ağlayan, mızmızlanan , isyan eden, çok aşık olan… durumlarına aynı anda gidebilen bir karakter olmayı istikrarlı bir şekilde sürdüren…

Büyümekten, evlenip çoluk çocuğa karışmaktan yıllardır ürken…

Bağlanmayı sevmedikçe, içine hızlıca yuvarlanan…

Bir çok ismi olan…

Bir çok zamir ve belirsiz sıfat tamlamaları olan…

O işte..

O bu yazıyı yazan…
*
İntihar ediyorum.Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada YALNIZIM” 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s