Zamane

nota

Elbette sorulardır sana bütün verebildiğim. 
Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim, mecburum buna. 
Yorgunsan, uzatamam sana elimi. 
Ya da açsan, seni besleyemem. 
Sanki yaşamamışım bu dünyada, hiç yokmuşum. 
Unutmuşum sanki seni
Bertolt BRECHT

 

Hani arada bir değil sıklıkla, düşer ya içinize olur olmaz yerlerde, mühim değil sebeplerle… Kovalarsınız yada yorulmadan peşinden gitmeye kalkarsınız. Bırakmaz mekan zaman, lehçe bilmeden. Alır avuçlarına sizi sarmalar; parmaklarıyla dışarıya çıkmak isteyenleri… Yorulunca vazgeçer sanırsınız da uyku nöbetleri tutmaya başlarsınız ya, pes edecek diye beklersiniz derinliğine… Tüm mevsimler günler gibi geçecek düşlerini, izbe bir yaranın toprağı görme dileği gibi dikersiniz ya işte!

Hayat durdu, ölüm bitti, nabız sustu ;, artık “körebenin” yerini  “görbeni” oyunları alır, demli çay bardağındaki dudak payı kadar sıcaktır niyetler…

Boşuna değil sormazmışçasına, umursamadan usulca kaldığı yerden mebde atıp beklersiniz ya, daha önce tekerrürden ibaret sandığınız edilgenleri…  Büyüyen derinizin altında kalan çocuğu anımsamak için var gücünüzle direnirsiniz ya olan bitene… İkilemde yaşadığınız süre boyunca flâvta çaldığınızda kulağınıza dolan tınıları, kendi sesinizde bilinmeyen desibellerde bulur ve susup görünmez hani olur da içinizde… Telefondan çıkacak bir sesi arar durur, bir dostun hatırına düşmeyi,kimselere sezdirmeden istersiniz ya…

Denersiniz… Bir yığın hissiyatı içinizde adlandırmayı, onlara isimleri ile hitap etmeyi; gerektiğinde “gir içeri” deyip, terk ettiğinde “hoşça kal” demeyi… Dilersiniz… Neyin boş döneceğini bilmediğiniz kararlarınızda pişmanlıkların sinmemesini; yaşanılanları unutmayı, kalbinizde kalanları yaşatmayı… Göçebe gibi nefes alırken, durup soluklandığınızda kalacağınız yerin o an hep burası olmasını… Gitmek için alelacele, durdurmadan sevdiğini  kaldığı yerden bekler gibi yaşarsınız ya hissettirmeden… Kimine gülünç, kimine ise bir kahramanlık gibi gelen lisanı olmayan enstrümanlardan dinlediğiniz parçalar yeni bir masal ördürüyor ya dünyanıza…

Dinmesin; hep yaşasın huzmelerinde sardunya cümbüşünde kelimeleriniz, sesleriniz… Biri diğerinden hesap sormadan yer alsın, biri diğeri kadar sevdiğinde anlamlansın ayrılıklar… Paraşüt açmadan, yokuşta bırakmadan… Gözden girip, gönülde akmaya… Sözden yüz bulup sıyrıklar açmaya…

Bizden bahsedip, uçurumda kalmaya; ben bildim ki hiçbir niyeti yok…

01.03.2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s