DUR(S)AK DA OTOBÜS, BİN(S)EK TE…

DUR(S)AK DA OTOBÜS, BİN(S)EK TE… 
 

Otobüs durakları. 

 

Öfke ile bizi “bekleten”  şoförlere, sitem dolu her anları. Binip gitme, kaçıp varma arasında yaşanan med-cezir tuzakları…

Otobüs durakları, bekleyen sevgililerin sıkıntıdan tartışma yaratma meydanları; birinin küsüp diğeri ile mesajlaşmak için dokunduğu telefon tuşları… 

Bu duraklar ki tüm günün nasıl geçtiğini sorgulamaktan kaçmaya zula yapan ama bir o kadar da yapışan düşüncelerin muhakeme mekânları. Yorgunluğun dizlere vurmadan, yüzlere çizgi bıraktığı nankör sıyrıkları…  

 

Telefonu amaçsızca karıştırma, önünde ya da arkada bekleyenlerle tanımadıklarınla kuyruk oluşturduğun dizine; şoförü ve sistemi eleştiren cümleler kurmayı heves attığın yol maceraları… Hükümetin eteklerindekileri manşet üslubuyla haykırdığın, sen kuyrukta muazzam sıranda beklerken otobüs şoförlerinin bacaklarını üst üste atıp takım arkadaşlarının muhabbetlerini öfkeyle izleme alanları, bunların hepsinin mekanı; otobüs durakları… 

 

Yalnız bir ötesine manevra yaparsak; -yani durak beklentilerinin neticeye kavuşmadan öncesine- şoför kapıyı açınca beklemekten öfkeli olan halk akbillerini basarken şoföre sayacaklarını biriktirip, düşünce ipliği çekerken “bippp!” sesiyle arkasına bakmadan otobüsün içine ilerler. Nerede o mavi gömlekli, lacivert ceketli otobüs şoförünü paralayacak olan cüsse ilahı, yürek fakirinin karşıtı baba yiğit ağabeyimiz ve nerde evinde hâkimiyet bayrağıyla tuttuğunu koparan, yiğidin ekmeğini besleyen dominant Cavidan yapılı ablamız… Hepsi arka koltuk cam kenarı manzaralı köşelerinde eve varışlarını düşlemekte…  

 

Bize de otobüs duraklarında bekleyiş asayişinde bıraktıkları hakikat kokulu tepkileri kalır! 

Bir yılı aşkın zamandır kulaklık kullanmıyor, müzik dinlemiyorum yolda yürürken, duraklarda beklerken, otobüsle bir yerlere yetişirken. Sesleri unutmamak ve yeni seslere, diyaloglara kayıtsız kalmamak için. Kitap okuyorum ya da okuyacak bir şeyler her daim bulunuyor erzağımda. Lakin şimdi oradan buradan değil de otobüsten ve duraklardan topladığım materyallere gelince, yemekten önce izlediğimiz ana haber bültenlerinin ara yüzünde bizi karşılayan o direnişlerin diğer yüzü var; susma, susturulmaya alışma… 

 

Konuşmayı, hakkımız olanı savunmaya ne zaman kalksak birlik olup arkamıza duracak birilerinin garantiliğinden şüphemiz, sıyırıyor başkaldırışları. Ne vakit düzenin birliğine alışsak biri diğerini bekletmeye, öteki diğerini beklemeye o kadar alışıyor ki ses çıkaran olduğundan “Amma kafa patlattın be kardeşim!” laflarına bulanıyor, tüm bakışlar yüz kızartıcı bir suç işlemiş gibi kem gözler üzerinize yöneltiyor. Size bakanlar, sizinle hemdert olduklarını o kadar çabuk unutuyorlar ki, siz birçok şeye şaşırmamış oluyorsunuz: ülkenizde yapılan ihmalkarlıkların sonuçlanamamış davalarına, yapılan darbelerin tekerrür etme ihtimaline, hayatın bir yerinde “çakal” olmak zorunda kalma garantisine ve yanı başınızdakilere, hemdertlerinize güvenilmemesi gerekliliğine! İşte bunların tanıkları olan kalıcı tarih kalıntılarını soyut yeri olan otobüs durakları! 

Ne vakit dursanız, bekleseniz ve sohbet etseniz etrafınızdakilerle karşılaşacağınız tablo birbirini aratmıyor. Size de günün başlangıcında ortasında sonunda yada akışında bindiğiniz otobüslerde camına köşesine,önüne yaslanıp uyumak ve ineceğiniz yeri beklemek kalıyor.

 link: http://www.onedergi.com/one/index.php/yazarlar/100-arzu-sevinc-tum-yazilari/1097-dursak-da-otobues-bnsek-te

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s