GÜNCE 18/09/09

 

Aşka gönül ile düşersen yanarsın.
Zeka ile düşersen kavrulursun.
Akıl ile düşersen çıldırırsın.
Duygu ile düşersen gülünç olursun.
Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
Sersem sersem bakınıp durma bir yol seç.
Asaf- Yuvarlağın köşeleri

 

Yakın zamana kadar bundan sıyrıldığıma o kadar inanmıştım ki belki de iyiydim hatta. Alışmıştım, karışmıştım, savurmuştum ve durulmuştum dehlizlerimde. Sonra ne oldu nasıl oldu bilmiyorum bir an tüm yaşadığım “hayal kırıklıklarını” unutuverdim. Hiç yaşanmamış gibi, hiç yaşamamış gibi. Her şey tek düzleme indi. O doğrunun içinde sadece güzellikler vardı; yarım yamalak, el değmemiş, gün görmemiş ve değeri hiçbir vakit hissedilene kavuşamamışlıklar. Onların bir an’ı hatırlatmasına kandım. Tebessümle doldu içim ciğerlerimi vaktiyle kaplayan hüsrana eylül vakti güneş açtırdım. Bu denli saf olabildiğim bazen gerçekten inanamıyorum. Şaka gibi geliyor bu yaptıklarımın dile gelen tarafı. Açıklaması yok. Sonucu yok. Hayali bile yok. İlla kötü sona hazırlık yapıyorum. Yanıldığım işlemleri izleri yanlışların izlerinin üzerinde tekrar çözmeye çalışıyorum. Bilinmeyen denklemler sonuca her yaklaştığımı sandıkça sayısını arttırdıkça artırıyor. Aslında geçen yeni bir farkındalık daha bulup buluşturdum da eskisi kadar hızlı da atmıyor hani göğüs kafesim.

Ehl-i dünyanın işleriyle oyalandıkça içimde o açılıp duran boşluğu hatırlayıp dua ediyorum. He bir de dua ederken de hep kendimi tekrarladığımın farkına vardım. Yani insan tazelemeli kelimelerini, lütfüne çıkarken cümlelerin kenarlarına tezhip yapmalı gerekirse. İşte bundan bir haftadır susuyorum. Sanki geçmişe çalakalem banıp duruyorum da çekiyorum menzile; rafa kaldırdığım pandoranın kutusunun içinden çıkan müzikal seslerle oyalanıyorum.

Gençlik bu Arzu, enerjini doğru yere akıtmalısın. Sonra hayatındaki bazı insanları çıkarmalısın. Hani artık bu kadar da saf olmasan”, diyorum. “Kaldır o kitaplardan kafanı da bak hele bir gökyüzüne! Yok, ona da bakma, ciğerine dolup yanlış yerde patlıyor onu da yapma.!!!

Anladım ki istekler bitmiyor azizim. Biri tamamlanınca diğerine naz yapıyor. Diğeri de ötekini sıkıştırıyor. Yani geliştikçe büyüdükçe sığamıyorsun kabına; hep daha fazlası hep daha tatminkârı, mükemmeli…

Herkes de benim gibi süper kahraman hikâyeleri ile büyüdü sanki!

matilda’nın günlüğünden

 

listen ==== http://listen.grooveshark.com/#/song/Redemption_Song/154602

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s