EYLÜL’ün adı HÜZÜN

DSC_0538

 

 

Neden bilmiyorum. İki gündür üzerime yapışıyor eylül; adı da hüzün.

Mehmet Rauf’u bundan sekiz yıl önce okuduğum o eserinde Suat ve Necibin kaçınılmaz sonunu hatırlar gene burkulurum. Gene ezilir içimde bir şeyler. 

Oysa şimdi rahat zamanlar değil mi? Kolay zamanlar… Vakit bir şeylere yaklaşıp duruyor. Ben sabit! Sanki zamandan intikam alıyor ve vaktimi ufalıyorum ellerimle… 

Her eylül bir yerlere göç etmek hissi uyandırıyor bu durum bende. Kaçıp gitmek. Oysa ben sabitliğimi zaman aşırı duvarlardan soyutladım; soyutlandım diye biliyordum.

Şimdi nerden çıktı bu gitmek arzusu; Necip Bey gibi çekip gitmek. Beni buraya ait bağlayan ne var diye düşünüyorum. Yada bir yere bağlanmam için fırsatları yok etmeye çalıştığım zamanlar… Özlem hissinden de uzaklaşalı aylar oluyor.

Oluyor da yine de biliyorum bir şeyler yolunda gitmiyor. Yaklaşık altı aydır film izlemiyorum. Gittiğim başarısız sinemaları varsaymazsak. DVD yi açıp battaniyenin içine gömülmek ve ard arda Yann Tiersen filmlerinden tut dram filmlerini seyre koyulmayı düşlüyorum.

Basit gibi gelebilir ama ben bunu aylardan beri yapmak istiyorum. Pek yalnız kalamadığım zamanlarıma son bir aydır ara verdim.

Kendime kalmayı seçiyorum. Kendime kalıp kendimi deşmeyi. Bundan yakın zamanda bunalıp etrafa naralar atacağımı düşlüyordum sözde ama girdikçe girizgahlar atlıyorum içimde, eşikler aralıyorum. 

Her şeyin ötesinde kalbimde huzurlu. Ve kendine sadık. Yaşadıklarına, yaşattıklarına ve ilerde yaşayacaklarına…

Bir de örgülerini kendine saklar hali var. Ruhum da buna yansıyor. Fotoğraf çekmeye ve tanımadığım insanların hayatlarına girmeye başlayalı etrafımdaki dostlarımı unuttum.

Ve biliyorum bu şehir buna yetmeyecek günleri de yakında getirecek.

Annem. Adı Eylül kokan, merhameti yüreğinden hızla yüreğime akan. Büyümenin sancısını içimde her hissettiğimde içimde mekikler ören.

Dua etmem gerektiğini hatırlatan. Şimdi günde ondan başka kimseyi aramıyorum, sormuyorum, merak etmiyorum. 

Eylül… 

Varamadığım zirvelerin patika yollarında soluklandığım mevsim. Yağmuru bulutuna katıp üzerime Mehmet Rauf’u andığım dilim. Kalkıp götürse beni … 

Gitmem diyemem. Kalmam da…

 Fon: the blower’s daughter

http://fizy.com/s/100joa

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s