DÜŞÜNSENE

kayboldu

Düşünsene!

Önünden zaman akıp giderken senin geriden sürekli seyirci gibi sende olmayanların uzaklaştığını görmeyi… Her yakalama hamlesinde kocaman bir boşlukla kalakaldığını… Bir düşünsene, varoluş sebebini sorgulayan o “sorgu hakimi” yanının Eminönü’nde satılan balon makinelerinden çıkan yüzlerce balondan birini üflerken rüzgara karşı gelmeye çalıştığını; mümkün mü bu hiç, düşünsene…

Üfleyebildiğin kadar uçacak hayallerinin o aklını yitirmekten korktuğun hayal dünyanın kendi kendini yok ettiğini görmenin nasıl bir acı olduğunu düşünsene! Yakın zamanda öleceğini bilip Azrail’in hangi gün hangi saat teşrif edeceğini düşünmekten son anlarını -sadece- ahreti düşünmekle geçireceğini düşünsene!

 

Geç kalacaksın.

Aslında hep geç kaldığın gibi. Unutacaksın; nerede ne kadar ,ne vakit kimleri beklettiğini… Zamanı hep ıskaladığın ve bir türlü zamana hakim kalamadığını düşüneceksin belki… Hayat planını yaparken –yukarıdan sana tebessümle bakan “O’nu” anımsayarak- iki üç yıl gerisinde olduğunu bilerek üzüleceksin. Yetişmeye çalıştıkça eksilene, tutunamayacaksın “şu an” denilen hakikate; yaşayamayacaksın hakkıyla bir düşünsene! Çünkü sana sunulan haritanın hala başlangıç menziline daha yakınsın. Adımlar sandığın gibi öyle kolay atılmıyor, kararlar öyle senin verdiğin hükümlerle ilerlemiyor… Bir an bakmışsın :

Çok geç kalmışsın.

Sevmeye, sevilmeye… Vermeye, almaya… Konuşmaya, susmaya… Koşmaya, durmaya… Beklemeye, beklenene… Sabır göstermeye, haykırmaya… İsyana ve nisyana…Hepsine ne kadar çok geç kaldığını gördüğünü bir düşünsene?! Neresinden yakalasan bir yerinden eksilene gidecek,neresinden uzatsan diğer türlü bir şey eline geçmeyecek…  Telafilerle dolu mu geçireceksin ve yahut pişmanlıklara “keşke” çekerek mi? Yada sıfır noktasına geçip yeni adımlarla ilerlemeyi seçeceksin… Ne kadar seçeneğin daha olabileceğini daha ne kadar düşüneceksin, düşünsene!

Bilsen hala okumayı planladığın ve bir kenara “ileride alıp okuyacağım” dediğin kitapların kadar yakın ama seçeneksiz bu zamane oyunları. Hep tecrübe diye addettiğin hüsranlarınla başa çıkma yollarından biri de yazmaktır aslında. Anlatınca sesler kelimeleri yutabilir. Sesler kelimelerin üstünde edilgen olabilir. Hepsi yüzlerini dökebilir. Yazmadığında, yanlış anlatılıp anlaşılmadığını düşünsene! Hepten hikaye olacak hatıraların… Hiçbir işe de yaramayacak! Yara(maz) olmazsa olmaz! Yoksa nerde sıyrıklara bakıp dua etme ihtimallerin… Buna da dua etmezsen diğer tarafta nasıl hatırlanacaksın bir düşünsene!

Düşünsene, bir an olsun biri üzerine inanmak istedikçe yanıldığını… Vazgeçtiğin halde “acaba” hissinden kurtulamadığını… Kendine ve karşındakine haksızca başkaldırdığını bir düşünsene! Bu seni anarşist ruhlu kılmaktan daha çok inatçılığınla da yok edebilir. O sana inanmadan inandığını bir düşünsene…

Ölesiye yalnız kaldığını;

Sadece bir “acaba” yüzünden…

Sadece bir düşünsene!

18.07.09/hariciye günleri

Reklamlar

3 thoughts on “DÜŞÜNSENE

  1. Kalemine sağlık Arzu. Okurken sorgulayan/sorgulatan bir yazı olmuş. Gerçekten de iyi olmuş.
    En hoşuma giden nokta, ara başlıklarla arkasında duran rüzgârların birleşmesi…

    Düşünsene!

    Önünden zaman akıp giderken senin geriden sürekli seyirci gibi sende olmayanların uzaklaştığını görmeyi…

    Geç kalacaksın.

    Aslında hep geç kaldığın gibi.
    Çok geç kalmışsın.

    Sevmeye, sevilmeye… Vermeye, almaya… Konuşmaya, susmaya…

    Teşekkürler bir susuşun ardından düşündürdüğün için.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s