HisLeri SoyMaK!

Aramızda hislerimiz hiç bu kadar soyunmamıştı.”

 Ötüken’in 32. Basım “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” kitabı, kitaplıktan kitap alırken düştü önüme, bir sayfa açıldı yüz yüze geldiğimizde… Kaldırıp elime aldım. Kitabın başında mavi tükenmezle yazdığım “Ve içimde ‘geri’ dönme korkusu var…” Aralıyorum sayfalarını; hafif kurşun kalemle çizip, soru işaretleri, yıldızlar koyduğum satırları… Okuyorum tekrar o cümleleri, yani içinde “farkındalık” hissi uyandıranları… 

Yazar, Nüzhet adında gencecik bir kıza âşık. Hem de ne âşık! Hasta, biçare olan yazar kendi acısını o kadar düzgün bir mantıkla açıklıyor ki “Hâlbuki mesele çok basit; insan hastalanır ve ölür.” diyerek bulunduğu durumun çıkmazlığında sürüklenmektense teslimiyetçiliğin refahında yükseltiyor aciz vücudunu. Yani yaşadığı o müthiş acıdan kaçmıyor, aksine mukavemetinin verdiği o ızdırabı daha bir sorguluyor. Durumuna isyan etmezcesine!

Üstüne üstün bu derdinin vakasına “fahri aşk” da eklendiğinde tüm dermanı Nüzhet’le arıyor. 

Hikâye geniş yelpazeden, dar vukuda seslenince canım yanıyor yine… Zaten bir gece başlamıştım, sabah bitirmiştim bu kitabı. Bir sayfasında soruyordu yazar ; “Bir genç kız ne ister?” Mesut olmak ister” diyordu. Üzerini çizmişim; “Sadece bu kadar olmamalı!” diye. Aldığım tarih 2006, halen aynı şeyi düşünüyorum. Bu kadar basit mi bu mesut olma duygusu?

Hasta olduğum dönemde daha çok bunalıma gireyim diye saklamıştım yanımda. Nüzhet’e kızarak okuduğumu hatırlamış, Safa’nın ince detaylarındaki kayboluşluğu yakalamıştım “Yalnızız’daki” gibi… 

Bir diyalogunda “Aramızda hislerimiz hiç bu kadar soyunmamıştı.” diyordu Nüzhet’le geçen konuşmalarında. Düşüncelerini ifşa ediyorken hissediyordu. “Hisler nasıl soyunur, hem de kılıflarını acı ile örten biri için?” diye sormuşum yine yanına yazıp. Şimdi bunun cevabını biliyorum. Yani acının soyduğu ve çıplak bıraktığı hisler, örtünecek en güzel maskeleri ve kostümleri ya elem ile yâda aşk ile sarabiliyor. Hem bakirce, hem de özgür! 

Az ümit edip, çok elde etmek hayatın hakiki sırrı ise, hiç sevilmiyorken çok sevmek bence aşk’ın esas sırrı… Yazar da bunun hakikati ile bitiriyor kitabı, zannımca… Tabiatın tehdidiyle imtihan olanların mukaddes gerçekleri sorgulamaması gibi… İçindeki geri dönme korkusu da bundandır belki de. 

Okumayanlar için sonunu ifşa etmek istemedim.

Ama P.Safa’nın okunması gereken başyapıtlarındandır, benim içinde.

12/03/2008

Reklamlar

One thought on “HisLeri SoyMaK!

  1. Ablası ne de güzel yazmış, sesin hiç eksilmesin biz de bol bol duyalım. Bravolardan güzel bir demet benden sana canım!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s