Bir Şey Var !

mum2

 

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi
 

B.Necatigil/Sevgilerde

Bir şey var “bizi durduracak”… Saçlarından tutarak, yakalayıp yanına alacak bir şey var. Sizler kimini “rüya” kimisini “içyüz” diye adlandırıyorsunuz. Lakin benim bildiğin bir şey var ki; ne heyulâlar ile karışmış ne de mahiyetin efradı ile yarışmış… Tahir ile Zühre meselesinden bakmak biraz kâfidir aslında; “Seversin dünyayı doludizgin/Ama o bunun farkında değildir/ Ayrılmak istemezsin dünyadan/Ama o senden ayrılacak/ “…üstad ulaşılmazın esrarını günümüz şartlarında biraz hatırlatarak, vaktiyle sevmeye çalıştığımız ehli’nin yakın sularında; ehil ve yek küre-i arzda.

Nasıl iç yüzünü bulamazsanız etrafınızdakilerin; nesnelerin, metafizik ötesindeki ruhaniyetlerin, başucunuzdakilerin, çocukluktan kalma sırlarınızın? Hakikat kaplı şekerlemelerinizin; işte bunun içindedir bizi durduracaklar. Durduğumuz an karşımızdan gülümseyecek ilkin. Geceleri rüyalarımızdan kaldırıp, hafif meşrep türküler yakmamıza yakaracak; susuz ve dingin. Çocuksu hüsnü zanlarınız ayakkabı bağcıklarınıza bağlanacak, sonra komşularımızın kapı aralıklarından duyduğumuz aile hikâyelerini “unutkanlık uzantılı belleğimizden” silecek. Portakal ağaçlarının yapraklarını kışın avuçlarımızda ezip koklayacak bir şey. Bir şey var diyorum; birbirimize itiraf etmeyeceğimiz bir şey.

Artık yorgunluğumuz; mutsuzluğumuz. Ulaşıp elimize almadıkça, birine sunmadıkça içimizdekileri, makamımız dervişlik! Oysa derviş olmayı biz istemedik, dilimiz yetmeyince gözlerimiz aradı, araladı tüm perdeleri; bulamadık. En yakınızdakiler ile zaten hiç konuşamamıştık, uzaktakileri bekledik… Beklediniz… Döndüklerinde, hatırlanmadınız. Ne acılarınız eskisi kadar sıcaktı, ne sevinçleriniz; zamanı ıskaladınız. Şanslarını –ki zaten siz de hiç bulunmaz- yırtıp attınız, vaatleri ikindi keraatinde uyuklarken sildiniz hatırınızdan. Bir şey kalmıştı sadece tek bir şey; sizi durduracak-tı. Siz(d)e geç kaldı.

Diyor ya üstad: “…ikisinde ayıp değil; bütün iş “Tahir ile Zühre” olabilmekte. Yani yürekte”. Bütün iş sadece yürekteydi. Bütün mesele sadece siz’deydi. Enine boyuna tarttınız, çekip çevirdiniz “Bizi durduracak(tı)” diye. Durdunuz.

Ama hiç gitmemek üzere; başlangıcınızda durdunuz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s